Merkez, Sinop
Kaleyazısı, Cumhuriyet Cd. No:17, 57000 Sinop Merkez/Sinop
Bu işletmenin sahibi misin?
Sahipliğini al; premium paketlerle aramada öne çık, müşterilerine ulaş, gelişmiş istatistikleri gör. Aylık binlerce pet sahibine görün.
Tarihî Sinop Kapalı Cezaevi, bir zamanlar "Anadolu'nun Alcatraz'ı" olarak tarif edilmiş ,1999 yılında kapatılmış cezaevidir. 2000'de müze olarak hizmet vermeye başlamis, 2020'de yerleşkenin içi ve çevresinde restorasyon başlamış, bu … Diğer
2 ay önce
Kapısından adımımı attığım an, dışarıdaki o neşeli Sinop sahilinin enerjisi bir bıçak gibi kesildi ve Karadeniz’in kokusu hala burnumda olmasına rağmen beni ağır, rutubetli ve insanı saniyeler içinde sessizliğe gömen bambaşka bir hava karşıladı. İnceleme yazılarında sıkça rastladığım "Anadolu’nun Alkatrazı" benzetmesinin ne anlama geldiğini, o devasa antik surların gölgesine girdiğim an hücrelerime kadar hissettim. Bahçeden içeriye doğru yürürken, deniz dalgalarının sesi bu kadar yakından gelmesine rağmen etrafta maviliğe dair hiçbir izin olmayışı beni ilk sarsan detay oldu; surların yüksekliği öyle bir ayarlanmış ki, mahkumlar başlarını kaldırdıklarında bile o hırçın denizi göremiyor, sadece sesi ve kokusuyla baş başa kalıp muazzam bir psikolojik ceza çekiyordular. Duvarlardaki dökülmüş sıvalar, paslanmış devasa asma kilitler ve demir parmaklıklar ardındaki karanlık odalar insanı hemen derin bir empati çemberinin içine alırken, zamanın burada kapısına kilit vurulduğu o son gün donup kaldığını fark ediyorsunuz. Gezinin benim için en heyecan verici ve bir o kadar da boğazımı düğümleyen kısmı, şüphesiz ki Sabahattin Ali’nin kaldığı koğuştu. O dar odanın eşiğinden içeri adım atarken kulaklarımda istemsizce *"Dışarda deli dalgalar, gelip duvarları yalar"* dizeleri yankılandı ve şairin o karanlık, nemli, küçücük penceresinden dışarıya, aslında var olmayan o gökyüzüne doğru bakarken, insan bu kadar izole ve insanı delirtmeye programlanmış bir mekandan nasıl bu kadar naif, ölümsüz eserlerin filizlenebildiğine hayret ediyor. Müzenin alt katlarına, eski zindanların ve disiplin hücrelerinin olduğu bölüme indiğimde ise tüylerim diken diken oldu; asırlık taşların içine sinmiş o nem ve küf kokusu insanın göğsünü sıkıştırırken, sadece küçücük bir mazgaldan sızan ışıkla ayları geçirmeyi hayal etmek bile klostrofobik bir buhrana sürüklemeye yetiyordu. Mekanın büyüleyiciliği ve restorasyon sonrası yönlendirmelerin netliği takdire şayan olsa da, içerideki bazı ziyaretçilerin yüksek sesli şakalaşmaları bu acı dolu hafıza merkezinin mistik atmosferini biraz zedeliyor ve insan buranın kesinlikle yalnız ya da sakin bir saatte, hikayeleri daha derin hissettirecek bir sesli rehber eşliğinde gezilmesi gerektiğini düşünüyor. Yine de cezaevinin o ağır demir kapısından çıkıp Sinop’un güneşli sokaklarına geri döndüğümde gayriihtiyari gökyüzüne bakıp çok derin bir nefes aldım; çünkü burası özgürlüğün, dışarıda yürüyebilmenin ne kadar büyük bir nimet olduğunu insanın yüzüne bir tokat gibi çarparken, sadece eski bir hapishaneyi değil, insan ruhunun en karanlık sınırlarına direnen edebi bir dehanın izlerini fısıldayan sarsıcı bir tefekkür yolculuğu sunuyor.Ziyaret zamanıHafta içiBekleme süresiBeklemek gerekmiyorRezervasyon önerilirHayır
bir ay önce
Tarihî Sinop Kapalı Cezaevi ya da resmî adıyla Tarihi Cezaevi,bir dönem “Anadolu’nun Alcatraz’ı”tabiri ile de tanınan ve 1999 yılında kapatılmış cezaevidir. 2000’de müzeye çevrilmiştir. Üç yanı deniz olan ve tarihî Sinop Kalesi duvarlarının içerisinde yer alan cezaevine ev sahipliği yapan kale, yaklaşık 4000 yıl önce Gaskalılar tarafından yapılmıştır. Yunanlar, Pontus, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlılar kendi dönemlerinde kaleyi korumuş ve güçlendirmişlerdir. Kalenin cezaevi olarak kullanımına ait en eski belgeler ise 1568 yılına dayanmaktadır. Evliya Çelebi seyahatnamesinde bu zindandan şöyle bahsetmiştir; “Büyük ve korkunç bir kaledir. 300 demir kapısı, dev gibi gardiyanları, kolları demir parmaklıklara bağlı ve her birinin bıyığından 10 adam asılır nice azılı mahkûmları vardır. Burçlarında gardiyanlar ejderha gibi dolaşır. Tanrı korusun, oradan mahkûm kaçırtmak değil, kuş bile uçurtmazlar.” İç kalenin resmi olarak zindana dönüşmesi ise 1887 yılında olmuştur. O dönem Sinop Mutasarrıfı Veysel Paşa yeni binalarla birlikte bir de hamam eklemiştir. 1939 yılında da çocuk hapishanesi olarak kullanılmak üzere bir bina daha yapılmıştır. Sabahattin Ali, “Duvar” adlı öyküsünde Sinop Cezaevi’ni şu sözlerle anlatmıştır: “Uzun zamanlar deniz kenarında ve surlar içindeki bir hapishanede kaldım. Kalın duvarlara vuran suların sesi taş oralarda çınlar ve uzak yolculuklara çağırırdı. Tüylerinden sular damlayarak surların arkasında yükseliveren deniz kuşları demir parmaklıklara hayretle gözlerini kırparak bakarlar ve hemen uzaklaşırlardı.Ziyaret zamanıHafta sonuBekleme süresiBeklemek gerekmiyorRezervasyon önerilirHayır
2 ay önce düzenlendi
Kaynak: Google · İşletme sayfasından alınmıştır.
Sinop Tarihi Cezaevi, Merkez, Sinop bölgesinde faaliyet gösteren güvenilir bir evcil hayvan eğitim merkezi olarak hizmet vermektedir. Profesyonel köpek eğitmenleriyle temel itaat, ileri düzey komutlar ve davranış düzeltme programları sunar. Evde uygulayabileceğiniz teknikler öğreterek insan-köpek uyumunu güçlendirir.
Sinop Merkez bölgesinde köpek eğitimi arıyorsanız Sinop Tarihi Cezaevi doğru adres olabilir. Merkez ve çevresindeki köpek eğitimi seçenekleri arasında Sinop Tarihi Cezaevi, profesyonel köpek eğitmenleriyle temel itaat, ileri düzey komutlar ve davranış d hizmetiyle öne çıkmaktadır. Sinop Tarihi Cezaevi ile ilgili iletişim bilgileri, çalışma saatleri ve konum detaylarına bu sayfadan ulaşabilirsiniz.
Merkez, Sinop bölgesindeki diğer işletmeleri keşfet: